trarenru

BLOG

Mide Diffüz Adenokarsinomu-Linitis Plastika

Ögeyi değerlendirin
(0 oy)

Linitis Plastika (LP), tüm gastrointestinal sistemde görü- lebilen, submukoza ve musküler tabakaya diffüz olarak yayılan adenokarsinom türüdür. En sık midede görülür. Kötü diferansiye tümör hücrelerinin midenin tamamını infiltre etmesi sonucu, reaktif fibrozise bağlı mide duvarı kalınlaşıp, sert bir hâl alır. Hastalık, lenfatik yayılım yoluyla ve komşu organların içine doğru lokal olarak genişleyerek ya da peritoneal karsinomatoza yol açarak erken dönemde hızla yayılır. Mide kanserinin klasik semp- tomlarının yanında genişleyemeyen mide nedeni ile erken doygunluk, şişkinlik ve özofagusa reflü gibi yakınmalar görülür. LP tanısında üst gastrointestinal sistem endosko- pisi, endoultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve tanısal laparoskopi değerlidir. Endoskopik işlemlerde derin biyopsiler alınması önerilir. LP tedavisi literatürde tartış- malıdır. Cerrahi tedavinin uzun dönem yaşam süresini arttırmadığını iddia eden çalışmalar mevcuttur. Diğer taraftan cerrahi ile birlikte kemoterapi ve radyoterapi uygulamalarının önerilmektedir.

 

 

GİRİŞ 

Linitis Plastika (LP), tüm gastrointestinal sistemde görülebilen, submukoza ve musküler tabakanın içine diffüz olarak yayılan adenokarsinom türüdür. En sık midede rastlanır. Diğer mide kanseri tiplerine göre daha genç yaştaki hastalarda görüldüğü belirtilmiştir. Hastalık, dolum defekti ya da yaygın ülserasyon olmaksızın midenin büyük bir kısmının ya da tama- mının rijit olması ile karakterizedir (2). Kötü diferan- siye tümör hücrelerinin midenin tamamını infiltre etmesi sonucu, reaktif fibrozise bağlı mide duvarı kalınlaşıp sert bir hâl alır (1-3). Hastalık tarafından infiltre edilen mide duvarı, matara mide olarak da adlandırılan görünümün oluşmasına neden olur. 

SUMMARY 

Linitis Plastica (LP) is a type of adenocarcinoma which can be detected anywhere in gastrointestinal system and characterized by diffuse spread of tumor cells into the sub- mucosa and muscular layer. It is detected most commonly in stomach. Undifferentiated tumor cells infiltrate all gast- ric wall with reactive fibrosis and gastric wall become thick and rigid. The disease spreads very quickly through lymphatic route to the nearby organs or cause peritoneal carcinomatosis. In addition to classical symptoms of gast- ric cancer, it is usually represented with early satiety, dyspepsia and reflux. Upper gastrointestinal system endos- copy, endoultrasonography, computed tomography and diagnostic laparoscopy are important tools in the diagnosis of LP. Deeper biopsies are recommended in endoscopic interventions. The treatment of LP has been extensively discussed in the literature. Some authors claimed that sur- gery does not improve long term survey in LP. On the other hand, surgery with chemotheraphy and radiotheraphy are suggested by many authors. 

Key words: gastric cancer, Linitis plastica 

Malign hücrelerin peristaltizm boyunca yayılması sonucu mide, hacmi küçülerek özofagus ile duode- num arasında huni gibi bir hâl alır. Bunun sonucunda gıdalar kolayca yemek borusuna geri kaçabilir (2). Mide kanseri erken dönemde bulgu vermediği için, hastalar ileri aşamalarda başvurur. Zengin lenfatik yayılım olması nedeniyle, kanser hızla cerrahi rezek- siyon sınırlarının ilerisine yayılır. Bu yüzden semp- tomlar başladıktan sonra gelen hastalarda genellikle uzak metastazlar mevcuttur (1). LP terimi makrosko- pik bulgularına göre ilk kez 1858 yılında Brinton tarafından tanımlanmıştır (4). Yine 1943’te, Saphir hastalığın makroskopik morfolojisini, neoplastik özelliklerini ve metastatik yayılımını tarif edene kadar hastalığın neoplastik mi yoksa inflamatuvar bir 

Alındığı tarih: 30.11.2014 kabul tarihi: 21.03.2015 Yazışma adresi: Doç. Dr. Bülent Kaya, Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Genel Cerrahi Kliniği, Turgut Özal Cad. No.1 Küçükçekmece / İstanbul e-posta: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. 

47 

İKSST Derg 7(2):47-52, 2015 

süreç mi olduğu tam olarak anlaşılamamıştır (5). LP tüm mide kanserlerinin yaklaşık %3-19’unu oluştu- rur (6). Tüm dünyada insidansında dikkat çekici bir artış gözlenmektedir. Hastalık, lenfatik yayılım yoluyla ve komşu organların içine doğru lokal olarak genişleyerek ya da peritoneal karsinomatoza yol aça- rak erken dönemde hızla yayılır. Hematojen yolla karaciğer metastazı %10 gibi göreceli olarak daha az görülür (7). Karaciğer metastazı, uzak lenf nodu metas- tazı ya da peritoneal karsinamatoz varlığında ortalama sağ kalım yalnızca 6 ay olarak bulunmuştur (8). Midede en sık antrum ve pilorik bölge etkilenirken, tüm mide tutulumu nadir değildir. LP tanısı için mide duvarının dairesel olarak en az 1/3’inin etkilenmesi gerektiği belirtilmiştir (9). Gastrik linitis plastica tipik olarak diffüz tip gastrik adenokarsinomunun submukoza ve muskularis propriaya infiltrasyonu nedeniyle oluşur. Ancak nadir görülse de, lobuler meme kanserinin hematojen yayılımı, metastatik gastrik linitis plasti- kanın en sık nedenidir (10). Otopsi serilerinde metasta- tik meme kanserli olguların %15’inde gastrik metas- taz saptanmıştır (11)

Hastalığın morbidite ve mortalitesi yüksek olup, 5 yıllık sağkalımın % 3-10 arasında değiştiği bildi- rilmiştir (12,13). Hastalık mukozanın derin tabakasın- da meydana geldiğinden mukoza yüzeyinde belir- gin anormallik görülmeyebilir. Bu durum endosko- pik tanı konmasını güçleştirebilir. Bu hastalarda birden çok ve derin biyopsilerin alınması gerekebi- lir (14)

Histolojik olarak taşlı yüzük hücre tipindeki gastrik adenokarsinomların %7 ila 10’unu linitis plastika oluşturmaktadır (13). Mide duvarında yaygın neoplas- tik infiltrasyon ve dezmoplastik reaksiyon yapan hastalığın seyri sırasında, mide duvarı rijid bir hâl alır (Resim 1). Linitis plastica durumunu oluşturan kanser hücreleri tarafından salınan EGF (Epidermal growth factor) ve TGF (Transforming growth fac- tor) gibi faktörler, kollajen sentezine neden olarak submukozal kalınlaşmadan sorumludur. Hızlı bir şekilde lenfatiklere yayılan hastalığın peritoneal karsinomatoza neden olması nadir değildir. Hastalığın genetik kökenleri üzerinde durulmuş, mide epitel proliferasyonunu düzenleyen gen olan PSCA geninde defekt tespit edilmiştir. Ayrıca E-Cadherin gen mutasyonu kanser gelişiminde suç- lanmıştır (15,16). 48SeMPToMlAr 

Mide kanserlerinde en sık görülen semptomlar kilo kaybı, iştahsızlık, karın ağrısı, epigastriumda kitle, disfaji, bulantı ve kusma gibi yakınmalardır (7). Hazımsızlık, anemiye bağlı hâlsizlik gibi yakınma- lerle de karşılaşılır. Linitis plastica tipi mide kanser- lerinin en önemli özelliği geç belirti vermesidir. Klasik mide kanseri semptomlarının yanında sert- leşmiş ve genişleyemeyen mide yapısından dolayı gıda intoleransı, çabuk doyma, şişkinlik gibi semp- tomlar LP’de daha sık görülebilir. Ayrıca sert ve genişlemeyen mide, gıdaların özofagusa reflüsüne neden olabilir. 

TANI 

Midenin LP tipi adenokarsinomunun tanısı gelenek- sel olarak fırça sitoloji ve mukozal biyopsi ile konu- lur. Ancak bu teknikler lezyonun submukozal yerleşi- minden dolayı yanlış negatif sonuçlar verebilir. Endoskopik incelemede mide mukozası kısmen nor- mal görünebilir. 

Mukoza vişne kırmızısı renginde olabilir. Bu durum akut veya kronik gastrit olarak yorumlanabilir. İncelemede genişlemiş mide kıvrımları saptanması önemli bir bulgudur.. 

Endosonografi (EUS) rehberliğinde ince iğne aspi- 

resim 1. Mide duvarında tümöral infiltrasyon ile yaygın kalın- laşma. 

  1. Kaya ve ark., Mide Diffüz Adenokarsinomu-Linitis Plastika 

rasyon biyopsisi, anaplastik bir neoplazmın gösterge- si olan bol miktarda serbest malign hücrelerin tespit edilmesini kolaylaştırır (7,17)

Bu hastalığın karakteristik histopatolojik özelliği, aşırı desmoplastik reaksiyonun eşlik ettiği minimal mukozal değişimle birlikte submukoza ve stromaya hücresel yayılım olmasıdır (7,18). Yalnızca mukoza içeren standart endoskopik biyopsiler doğru tanı konulamamasına yol açabilir. Bu şekildeki şüpheli olgularda daha büyük ve derinden doku alınmasına olanak sağlayan diatermi özelliği olan kementler kul- lanılabilir. Ancak bu durumda da perforasyon riski göz ardı edilmemelidir. Aynı noktadan multipl biyop- si alınması da doğru tanı koyma şansını artırır. Musküler tabaka ya da subserozada görülebilse de tipik stromal reaksiyon submukozal tabakada belir- gindir (14). Endoskopik biyopsilerde %30’lara varan oranda yanlış negatif sonuçlar olabilir (17). Hatta Shan ve ark. (18) 55 hastanın hiçbirinde ilk endoskopide tanı konulamadığını, ikinci endoskopide 4, üçüncü endos- kopide 12 hastanın tanı aldığını bildirmişlerdir. Tipik endoskopik bulgu, mide duvarının kalınlaşması ve sertleşmesi şeklindedir. Benzer endoskopik görünü- me sahip olmaları nedeniyle, gastrik lenfoma, Menetrier hastalığı, amiloidosiz gibi hastalıklar ayırı- cı tanıda yer alır (18). Birtakım gastrit olguları da LP’yi taklit edebilir. Koroziv gastrit ve sitomegalovi- rüs gastriti bunlara örnektir. İdiyopatik fibrozisle giden hipertrofik gastrit, etiyolojisi aydınlatılamamış, linitis plastika görünümüne diğer bir antitedir (19)

Endoultrasonografinin (EUS) mide duvarı invazyo- nunu göstermede ve perigastrik lezyonları saptamada faydalı bir görüntüleme yöntemi olduğu gösterilmiş- tir (18,20). Shan ve ark. (18), LP’nin EUS incelemesinde ultrasonografik olarak 5 kattan oluşan mide duvarı- nın kaybolduğunu ve bunun yerini mide duvarının hipoekojenik kalınlaşmasının aldığını bildirmişlerdir. İlk 3 tabakanın bulanıklaştığını ve kalınlaştığını, 4. tabakanın ise belirgin bir şekilde kalınlaştığını sapta- mışlardır. LP ile bazı hastalıklar benzer endoskopik görünüme sahip olsa da bunların EUS görüntüleri birbirinden farklıdır. Örneğin, yalnızca 2. tabakanın kalınlaştığı görülürse tanıda Menetrier hastalığı akla gelmelidir. Gastritis sistik profunda da tipik EUS görüntüsü ise, kalınlaşmış submukozal tabakada eko- jenik olmayan multiloküler kistik kütlenin olmasıdır (21). Ancak gastrik linitis plastika ile primer gastrik 

49 lenfoma, benzer EUS görüntüsüne sahip olabilir. Ayırıcı tanıyı ileri evrelerde EUS ile de yapmak zor- dur (22)

Songur ve ark. (22), primer gastrik lenfomanın ekoje- nitesinin belirgin olarak gastrik linitis plastikadan daha düşük olduğunu göstermişlerdir. Gastrik diver- tikülozda endoskopik görünüm ve tomografik bulgu- lar LP ile karışabilir. EUS eşliğinde ince iğne aspiras- yon biyopsisi gereksiz müdahalelerin önüne geçebilir (23,24). Yine EUS işlemi sırasında alınan biyopsilerin tanı koymada değeri daha yüksektir. EUS ile peri- gastrik lenf bezlerinin değerlendirilmesi başarı ile yapılır. 

Ameliyat öncesi tetkik aşamasında hastalığın yaygın- lığının da araştırılması gerekmektedir. 

Abdominal bilgisayarlı tomografi, mide duvarında kalınlaşma ile birlikte, mideyle komşu organlar ara- sındaki planda silikleşme ya da çevre lenf bezlerinde infiltrasyon tespit edebilir (Resim 2). 

F-18 fluorodeoksiglukoz pozitron emisyon tomogra- fisinin (FDG PET) mide kanserindeki kullanımı sınırlıdır. Çünkü primer gastrik tümörlerin bu izotopa çok fazla afiniteleri yoktur. 

Düşük olması ya da hiç FDG tutulumu olmaması taşlı yüzük hücrelerinden dolayıdır (25)

TedAVi 

Linitis plastikanın tedavisi tartışmalı bir konudur. Peritoneal ekilme, lenf bezi metastazı ve komşu 

resim 2. kalınlaşmış ve matara benzeri görünüm almış mide (http://library.med.utah.edu/). 

İKSST Derg 7(2):47-52, 2015 

organlara tümörün yayılımının sık görülmesi nede- niyle hastaların ancak %20’si total gastrektomiden yarar görmektedir (26). Hastaların çoğunda tam rezek- siyon mümkün olmadığından, son birkaç yıldır, pos- toperatif radyoterapi ve/veya kemoterapi ya da neo- adjuvan yaklaşımlar tartışılmaktadır (25,26). Bazı yazar- lar, radikal cerrahiye ilaveten bir sistemik ve/veya intraperitoneal kemoterapi gibi daha radikal multi- modalite içeren tedavi yaklaşımlarını savunurken, diğerleri ise, küratif cerrahi uygulanan hastalarda dahi genel sağkalım düşük bulunduğu için, hastalara yalnızca primer kemoterapinin verilmesinin uygun olacağını belirtmektedirler (27-29). Aranha ve ark. (30), hiçbir tedavi almayan hastalara kıyasla palyatif kemoterapi ya da radyoterapi alanlarda ortalama sağ- kalımda belirgin bir artış tespit etmişlerdir. Bir başka çalışmada, küratif rezeksiyondan sonra yıllık sağ kalım oranı %11,5 olarak bulunmuştur (31). Schauer ve ark. (8) çoklu organ rezeksiyon ve metastazektomi- leri yapmalarına rağmen, hastalarının ancak 1/3’inde R0 rezeksiyona ulaşabilmişlerdir. Diğer bir çalışma- da, hiçbir tedavi görmeyen hastalarda sağkalım oranı 7,8 ayken, tam rezeksiyon uygulananlarda bu oran 30,2 aya çıkmıştır. Ancak palyatif rezeksiyonun sağ- kalım avantajı sağlamadığı bildirilmiştir (32). Yine 16’dan fazla lenf bezi tutulumu olan hastaların çoğunda kemik metastazı mevcut olup, bu hastalar kötü prognoza sahiptirler (32)

Tanısal laparoskopi LP tedavisinde önemli bir role sahiptir. Lokal tümör yayılımı, lenfatiklere ve komşu organlara yayılım, uzak metastazlar ve peritoneal tutulumun histopatolojik olarak teyit edilmesi, tanısal laparoskopi ile ortaya konabilir. Schauer ve ark. (8) çalışmalarında hastalarının %60’ında peritoneal yayı- lımı ancak laparoskopi sonrasında tespit edilebilmiş, tomografi bu hastalarda yetersiz kalmıştır. Bu yakla- şım gereksiz laparotomi ve geniş rezeksiyonlardan kaçınılmasını sağlayacaktır (33,34)

Literatürde LP ile ilgili en geniş serilerden birisi olan Schauer ve ark.’nın (8) bildirdiği 120 hastalık çalışma- da, ortalama yaşam süresi 8 ay olarak tespit edilmiş, beş yıllık sağkalım %8 olarak bulunmuştur. Hastalara uygulanan R0, R1, R2 rezeksiyonlar sonrasında orta- lama yaşam süresi sırayla 17, 6 ve 6 ay olarak bulun- muştur. R1 ve R2 rezeksiyon yapılan hastalarda ortalama yaşam süresi açısından fark görülmemiştir. Lavaj sitolojisi, uzak metastaz ve rezeksiyon oranla- 50rının sağkalıma anlamlı etkisi olduğu bulunmuştur. Pedrazzani ve ark.’nın (9) bildirdiği 102 olguluk seri, literatürde diğer önemli hasta grubunu oluşturmakta- dır. Bu hastalar 1990-2007 yılları arasında tedavi edilmişlerdir. Bu hastaların 10’u preoperatif olarak inoperabıl olarak değerlendirilmiştir. Cerrahi eksplo- rasyon yapılan 92 hastanın 32’si unrezektabıl olarak sınıflandırılmıştır. Rezeksiyon uygulanan 60 hastanın 20’sine palyatif cerrahi (R2), 12’sine R1 rezeksiyon uygulanmıştır. Geri kalan 28 hastaya kürative cerrahi (R0) uygulanmıştır. Bu hastaların ortalama yaşam süresi 5,7 ay olarak tespit edilmiştir. Nüks eden olgu- ların büyük bir kısmında (18 hasta) tümör peritoneal yüzeyde yinelenmiştir. Çalışmanın sonucunda hasta- ların ileri evrelerde tanı aldıkları, hastaların, ancak %30’unda R0 küratif rezeksiyon şansının olası oldu- ğu, R0 rezeksiyondan sonra bile kür şansının olmadı- ğı, bütün hastalarda rekürenslerin intraabdominal bölgede ortaya çıktığı ve bunun nedeninin de perito- neal ekilme olduğu sonucuna varılmıştır. Klasik mide kanserinde olduğu gibi, peritoneal sitolojinin müspet olduğu olgularda, intraabdominal (peritoneal ve/veya lokorejyonel) rekürens çok sık görülmektedir. Gastrik kanser için daha önceden gösterildiği gibi, pozitif peritoneal sitoloji ya da sınırlı peritoneal karsinoma- toz olan LP olgularında hipertermik intraperitoneal kemoterapi (HİPEK) bir tedavi seçeneği olabilir (35,36). Diffüz tip gastrik kanserli hastalarda ancak tam rezeksiyon prognoza olumlu etki edebilir. Çoklu organ rezeksiyonu gerekli bile olsa, R0-rezeksiyon yapılabileceği düşünülüyorsa ancak o zaman cerrahi rezeksiyon endikedir. Peritoneal karsinomatöz ya da pozitif lavaj sitoloji varlığında cerrahi yöntem her- hangi sağkalım avantajı sağlamaz (11)

LP hastalarının cerrahi sonrası takibi standart mide kanserli hastalardan çok farklı değildir. CA 19-9 düzeyleri (eşik değeri 45 U/I) prognostik faktör ola- rak değerlendirilebilir. Mide kanserinde lenf nodu metastazı ve peritoneal yayılım olduğunda yükseldiği bilinmektedir. 

Artmış serum CA 19-9 seviyeleri ile kötü prognoz arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. 

Serbest peritoneal tümör hücre varlığının immünosi- tokimyasal yöntemlerle tespit edilmesi çok kuvvetli bağımsız prognostik bir faktör olmuştur (37). Bu grup 

  1. Kaya ve ark., Mide Diffüz Adenokarsinomu-Linitis Plastika 

hastalar, M1 olan diğer hastalıklardaki gibi çok kısa 

11<2214::AID-CNCR9>3.0.CO;2-D sağ kalıma sahiptirler (38)

  1. Cormier WJ, Gaffey TA, Welch JM, Welch JS, edmonson JH. Linitis plastica caused by metastatic 

Sonuç olarak, Linitis plastika kötü prognoza sahip, 

lobular carcinoma of the breast. Mayo Clinic Proceedings 1980;55:747-53. genellikle ileri evrede karşımıza çıkan adenokarsino- manın bir formu olup, hastaların çoğunda küratif tedavi şansı yoktur. Primer cerrahi sonrası da prog- 

  1. Salvon-Harman JC, Cady B, nikulasson S, khettry u, Stone Md, et al. Shifting proportions of gastric adenocarcinomas. Archives of Surgery 1994;129:381-8; discussion 8-9. noz kötü seyretmektedir. Ancak değişik alternatif tedavilere rağmen, cerrahi rezeksiyon tek potansiyel küratif yaklaşım olmaya devam etmektedir. Komplet 
  2. Park JC, lee YC, kim JH, kim YJ, lee Sk, et al. Clinicopathological aspects and prognostic value with respect to age: an analysis of 3,362 consecutive gastric cancer patients. Journal of Surgical Oncology 2009; rezeksiyon prognozda iyileşmeye yol açabilir. 

99:395-401. Cerrahi, ancak komplet rezeksiyon şansı varsa öneril- melidir. Hastaları palyatif kemoterapiye mahkum etmek yerine, preoperatif kemoterapi ve/veya 

http://dx.doi.org/10.1002/jso.21281 14. karila-Cohen P, Petit T, Aparicio T, Teissier J, Merran S. Linitis plastica. Journal de Radiologie 2005;86:37-40. HİPEK’i içeren çok yönlü tedavi modalitelerin denenmesi daha fazla yarar sağlayabilir. 

http://dx.doi.org/10.1016/S0221-0363(05)81320-4 15. upcinskas J, Wex T, link A, Bartuseviciute r, dedelaite M, et al. PSCA and MUC1 gene polymorp- hisms are linked with gastric cancer and pre-malignant kAYnAklAr 

gastric conditions. Anticancer Res 2014;34(12):7167- 75. 1. Yu J, Yang d, Wei F, Sui Y, li H, et al. The staging system of metastatic lymph node ratio in gastric cancer. Hepato-gastroenterology 2008;55:2287-90. 2. Jafferbhoy S, Shiwani H, rustum Q. Managing Gastric Linitis Plastica: Keep the scalpel sheathed. Sultan Qaboos University Medical Journal 2013;13: 451-3. http://dx.doi.org/10.12816/0003269 3. kodera Y, nakanishi H, Ito S, Mochizuki Y, Yamamura Y, et al. Detection of disseminated cancer cells in linitis plastica-type gastric carcinoma. Japanese Journal of Clinical Oncology 2004;34:525-31. http://dx.doi.org/10.1093/jjco/hyh097 4. london. BW. The Disease of the Stomach. 1859:310. 5. Saphir o PM. Linitis Plastica Type of Carcinoma. 

Surg Gyn and Obst 1943;76:206-13. 6. Sah Bk, zhu zG, Chen MM, Yan M, Yin Hr, et al. Gastric cancer surgery and its hazards: post operative infection is the most important complication. Hepato- gastroenterology 2008;55:2259-63. 7. Mastoraki A, Papanikolaou IS, Sakorafas G, Safioleas M. Facing the challenge of managing linitis plastica--review of the literature. Hepato-gastro- enterology 2009;56:1773-8. 8. Schauer M, Peiper M, Theisen J, knoefel W. Prognostic factors in patients with diffuse type gastric cancer (linitis plastica) after operative treatment. European Journal of Medical Research 2011;16:29- 33. http://dx.doi.org/10.1186/2047-783X-16-1-29 9. Pedrazzani C, Marrelli d, Pacelli F, di Cosmo M, Mura G, et al. Gastric linitis plastica: which role for surgical resection? Gastric cancer: official journal of the International Gastric Cancer Association and the Japanese Gastric Cancer Association 2012;15:56-60. 10. Taal BG, Peterse H, Boot H. Clinical presentation, endoscopic features, and treatment of gastric metasta- ses from breast carcinoma. Cancer 2000;89:2214-21. http://dx.doi.org/10.1002/1097-0142(20001201)89: 

  1. li XJ, zhao Y, ren H. E-cadherin expression and CDH1 promoter methylation in sporadic and hereditary gastric cancer. Nan Fang Yi Ke Da Xue Xue Bao 2015;35:125-7. 17. Carter Je, nelson JJ, eves M, Boudreaux C. Diagnosis of linitis plastica-type gastric adenocarcino- ma by endoscopic ultrasound-guided fine needle aspi- ration: a case report. Acta Cytologica 2008;52:725-8. http://dx.doi.org/10.1159/000325630 18. Shan Gd, Xu GQ, li YM. Endoscopic ultrasonograp- hic features of gastric linitis plastica in fifty-five Chinese patients. Journal of Zhejiang University Science B 2013;14:844-8. http://dx.doi.org/10.1631/jzus.B1200307 19. Terada T. Idiopathic fibrosing hypertrophic gastritis: a new entity that mimics linitis plastica carcinoma. Endoscopy 2009;41 Suppl 2:E90. http://dx.doi.org/10.1055/s-2008-1077664 20. Caletti G, Fusaroli P, Togliani T, Bocus P, roda e. Endosonography in gastric lymphoma and large gastric folds. European journal of ultrasound: official journal of the European Federation of Societies for Ultrasound in Medicine and Biology 2000;11:31-40. http://dx.doi.org/10.1016/S0929-8266(99)00080-4 21. okada M, Iizuka Y, oh k, Murayama H, Maekawa T. Gastritis cystica profunda presenting as giant gastric mucosal folds: the role of endoscopic ultrasonography and mucosectomy in the diagnostic work-up. Gastrointestinal Endoscopy 1994;40:640-4. http://dx.doi.org/10.1016/S0016-5107(94)70272-1 22. Songur Y, okai T, Watanabe H, Motoo Y, Sawabu n. Endosonographic evaluation of giant gastric folds. Gastrointestinal Endoscopy 1995;41:468-74. http://dx.doi.org/10.1016/S0016-5107(05)80005-7 23. Vander noot Mr, eloubeidi MA, Chen Vk, eltoum I, Jhala d, et al. Diagnosis of gastrointestinal tract lesions by endoscopic ultrasound-guided fine-needle aspiration biopsy. Cancer 2004;102:157-63. http://dx.doi.org/10.1002/cncr.20360 24. Patel Sd, Semeraro d, Hall rI. Linitis plastica due to 

51 

İKSST Derg 7(2):47-52, 2015 

52 

gastric diverticulosis. Journal of the Royal Society of Medicine 2005;98:416-7. http://dx.doi.org/10.1258/jrsm.98.9.416 25. Sampath S, Harisankar Cn, Bhattacharya A, Gupta r, Mittal Br. F-18 fluorodeoxyglucose positron emis- sion tomography/computed tomography in the staging of linitis plastica caused by primary gastric adenocarci- noma. World Journal of Nuclear Medicine 2013;12:67-9. http://dx.doi.org/10.4103/1450-1147.136696 26. Visset J, Hamy A, letessier e, Aillet G, Paineau J. Linitis plastica of the stomach. Factors influencing prognosis. Chirurgie; memoires de l’Academie de chi- rurgie. 1992;118:236-42; discussion 43. 27. Macdonald JS, Smalley Sr, Benedetti J, Hundahl SA, estes nC, et al. Chemoradiotherapy after surgery compared with surgery alone for adenocarcinoma of the stomach or gastroesophageal junction. The New England Journal of Medicine 2001;345:725-30. http://dx.doi.org/10.1056/NEJMoa010187 28. Yonemura Y, de Aretxabala X, Fujimura T, Fushida S, katayama k, et al. Intraoperative chemohyperther- mic peritoneal perfusion as an adjuvant to gastric can- cer: final results of a randomized controlled study. Hepato-Gastroenterology 2001;48:1776-82. 29. Sasaki T, koizumi W, Tanabe S, Higuchi k, nakayama n, et al. TS-1 as first-line therapy for gast- ric linitis plastica: historical control study. Anti-Cancer Drugs 2006;17:581-6. http://dx.doi.org/10.1097/00001813-200606000-00013 30. Aranha GV, Georgen r. Gastric linitis plastica is not 

a surgical disease. Surgery 1989;106:758-62. 31. Moreaux J, Barrat F, Msika S. Linitis plastica of stomach. Study of 102 cases surgically treated. Results of the surgical treatment. Chirurgie; memoires de l’Academie de chirurgie 1986;112:485-92. 32. kodera Y, Ito S, Mochizuki Y, Yamamura Y, Misawa k, et al. The number of metastatic lymph nodes is a significant risk factor for bone metastasis and poor outcome after surgery for linitis plastica-type gastric carcinoma. World journal of surgery 2008;32:2015- 

20. http://dx.doi.org/10.1007/s00268-008-9672-z 33. nakagawa S, nashimoto A, Yabusaki H. Role of staging laparoscopy with peritoneal lavage cytology in the treatment of locally advanced gastric cancer. Gastric cancer : official journal of the International Gastric Cancer Association and the Japanese Gastric Cancer Association. 2007;10:29-34. http://dx.doi.org/10.1007/s10120-006-0406-3 34. de Graaf GW, Ayantunde AA, Parsons Sl, duffy JP, Welch nT. The role of staging laparoscopy in oesopha- gogastric cancers. European journal of surgical onco- logy: the journal of the European Society of Surgical Oncology and the British Association of Surgical Oncology. 2007;33:988-92. http://dx.doi.org/10.1016/j.ejso.2007.01.007 35. Yan Td, Black d, Sugarbaker PH, zhu J, Yonemura Y, et al. A systematic review and meta-analysis of the randomized controlled trials on adjuvant intraperitone- al chemotherapy for resectable gastric cancer. Annals of Surgical Oncology 2007;14:2702-13. http://dx.doi.org/10.1245/s10434-007-9487-4 36. roviello F, Marrelli d, neri A, Cerretani d, de Manzoni G, et al. Treatment of peritoneal carcinoma- tosis by cytoreductive surgery and intraperitoneal hyperthermic chemoperfusion (IHCP): postoperative outcome and risk factors for morbidity. World Journal of Surgery 2006;30(11):2033-40; discussion 41-2. http://dx.doi.org/10.1007/s00268-006-0038-0 37. Fujimoto T, zhang B, Minami S, Wang X, Takahashi Y, et al. Evaluation of intraoperative intraperitoneal cytology for advanced gastric carcinoma. Oncology 2002;62:201-8. http://dx.doi.org/10.1159/000059566 38. Badgwell B, Cormier Jn, krishnan S, Yao J, Staerkel GA, et al. Does neoadjuvant treatment for gastric can- cer patients with positive peritoneal cytology at staging laparoscopy improve survival? Annals of Surgical Oncology 2008;15:2684-91. http://dx.doi.org/10.1245/s10434-008-0055-3

Okunma 12 kez
Bu kategorideki diğerleri: « Karın içi sıcak kemoterapi

İletişim Bilgileri

Adres
Güzeltepe Mah. Zübeyde Hanım Cad. No:15 Çengelköy 34680 İstanbul

Telefon
+90 530 312 27 22

Eposta
info@drbulentkaya.com

Tüm hakları saklıdır. Sitedeki bilgi, belge, resim ve videolar kaynak göstermek kaydıyla kullanılabilir...

Search